Bu işe ilk olarak kişisel bir ilgiyle başladım. Başlangıçta kilim ticaretiyle ilgilenirken zamanla kilim dokuma kültürünü daha yakından tanıma fırsatı buldum. Bu süreçte, yüzyıllardır süregelen dokuma geleneğinin giderek kaybolmaya başladığını fark ettim. Aynı zamanda Anadolu kilimlerinde kullanılan motiflerin her birinin kendine özgü bir dili ve bambaşka hikayeleri olduğunu da keşfettim.
Bu farkındalıkla birlikte, geleneksel kilimlerin yalnızca dekoratif bir unsur olarak kalmaması, günlük yaşamın içinde de yer bulabilmesi gerektiğini düşünmeye başladım. Kilimi daha katma değerli ve modern ürünlere dönüştürerek tasarımla buluşturmanın, bu zanaatın sürdürülebilirliğine katkı sağlayabileceğine inandım.
Bu süreçte Van’daki kilim ustalarıyla tanışma fırsatı buldum. 2017 yılından bu yana geleneksel dokuma tekniklerini koruyarak bu dokumaları günümüz kullanımına uygun, özgün parçalara dönüştürmeye devam ediyoruz.

Rumii’de bugüne kadar yaklaşık 35 farklı kategoride ürün geliştirdik. Ancak tüm ürünlerimizde önceliğimiz kilim dokumasını temel unsur olarak kullanmak. Kıyafetten ev dekorasyonuna, aksesuarlardan günlük yaşam ürünlerine kadar birçok alanda geleneksel kilim dokumasını modern tasarımlarla buluşturuyoruz. Amacımız bu dokumaları yalnızca geleneksel bir obje olarak değil, kullanıcıların günlük hayatında yer bulabilen ve tarzlarını bir adım öne taşıyan özgün parçalara dönüştürmek.
En çok talep gören ürünlerimiz arasında çeşitli ebatlarda ürettiğimiz çantalar, laptop çantaları, ajanda ve kitap kılıfları, kilim askılar, kilim kravatlar ve kilim kemerler yer alıyor.
Zanaat, topluluk, dönüşüm.
Günümün önemli bir kısmı Rumii’nin üretim sürecini takip etmekle geçiyor. Üretimimiz aslında oldukça çok aşamalı ve detaylı bir süreçten oluşuyor. Bir ürün ortaya çıkana kadar farklı aşamalardan geçiyor. Öncelikle Rumii’de üretilecek ürünlerin tasarımlarını belirliyor, buna uygun doğal ve yerel hammaddeleri seçiyoruz. Ardından ölçü ve tasarım bilgilerini atölyedeki tezgahlara iletiyor ve kilim dokuma süreci başlıyor.
Ustalarla birlikte dokuma süreçlerini takip etmek, üretim planlarını gözden geçirmek ve devam eden işleri kontrol etmek günlük rutinimizin önemli bir parçası. Dokuma tamamlandıktan sonra kilimler kesiliyor, temizleniyor ve ürün haline gelmek üzere hazırlanıyor. Son aşamada ise dikiş veya deri ustalarımızla birlikte ürünlerin son montaj ve dikiş işlemleri gerçekleştiriliyor.
Bunun yanında siparişlerin hazırlanması, ürünlerin fotoğraflanması, içerik üretimi ve satış kanallarının yönetimi gibi süreçlerle de ilgileniyorum. Kısacası günüm, hem üretim hem de tasarım ve satış tarafını birlikte yönettiğim için oldukça dinamik bir süreç içinde geçiyor.

Tasarıma olan ilgim bu sürecin başlangıç noktasıydı. Kilimi daha yakından tanıdıkça dokumanın kendi doğasında bulunan renkler, motifler ve hikayeler bana beklediğimden çok daha fazla ilham verdi. Her motifin bambaşka bir anlam taşıması ve her bir kilimdeki kompozisyonun başka bir anlatıya sahip olması bu zanaata bakışımı tamamen değiştirdi.
Bu zengin kültürel birikimin yalnızca geçmişte kalmaması, günümüz tasarımlarıyla yeniden hayat bulması gerektiğini düşündüm. Rumii’nin ortaya çıkmasında da bu düşünce önemli bir rol oynadı.
Uzun vadede Rumii’nin geleneksel dokuma sanatını modern tasarımla buluşturan güçlü bir marka haline gelmesini hedefliyoruz. Amacımız kilim dokuma zanaatının sürdürülebilir bir şekilde varlığını devam ettirmesine katkı sağlamak. Bunu yaparken üretici topluluğumuzun iyi hissetmesini ve refahını korumayı, aynı zamanda sosyal faydayı merkeze alan bir üretim modeli geliştirmeyi önemsiyoruz.
İlerleyen süreçte daha fazla zanaatkârla birlikte çalışarak üretim kapasitemizi artırmak, geleneksel dokuma tekniklerini koruyarak yeni tasarımlar geliştirmek ve Anadolu kilim kültürünü daha geniş kitlelerle buluşturmak istiyoruz.
Aynı zamanda Rumii’nin yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası platformlarda da yer alan; Anadolu’nun dokuma kültürünü ve kilimlerde yer alan kültürel mirası dünyaya anlatan, sosyal faydası yüksek bir marka haline gelmesini hedefliyoruz.

Küçük başlayıp zamanla büyüyen bizim gibi markalar için e-ticarette en önemli şeylerden biri sabırlı ve istikrarlı olmak. Başlangıçta küçük adımlarla ilerlemek ama yaptığınız işi sürekli geliştirmek çok önemli. Süreç içinde alınan geri bildirimleri dikkatle dinlemek ve üretimi bu doğrultuda şekillendirmek birçok şeyi daha net ve yönetilebilir hale getirebiliyor. Ürününüzün değerini, hikayesini ve sizi diğerlerinden ayıran yönleri samimi bir şekilde anlatabilmek de büyük fark yaratıyor.
Aynı zamanda dijital kanalları doğru kullanmak, hikayenizi doğru yansıtan güçlü görseller üretmek ve müşteriyle güvene dayalı bir iletişim kurmak e-ticarette sürdürülebilir bir yapı oluşturmanın önemli parçaları. Küçük ölçekli girişimler için en büyük avantaj ise esnek ve yaratıcı olabilmek. Bu süreci kolaylaştıran platformlarla ilerlemek de markaya özgüven kazandırıyor ve sonraki adımlar için cesaret veriyor.
Son olarak sürecin keyfini çıkarmayı unutmamak gerektiğini düşünüyorum. Heyecanı ve merakı korumak uzun yolculuklarda en büyük motivasyon oluyor.
Shopier ile ilk tanışmam aslında bir alıcı olarak oldu. Platform üzerinden birçok küçük üreticiden ve yerel zanaatkârdan ürünler satın alıyordum. Farklı üreticilerin hikayelerini ve özgün ürünlerini tek bir platformda görmek benim için oldukça keyifliydi.
Daha sonra Rumii’yi kurup online satış yapmaya başladığımızda Shopier’i biz de kullanmaya karar verdik. Operasyonla ilgilenen birden fazla kişi olduğumuz için kolay anlaşılabilir, pratik ve bizi yormayan bir altyapı bizim için önemliydi. Shopier bu anlamda süreci oldukça kolaylaştırdı.
Bugün hem benim hem de ekip arkadaşlarımın rahatlıkla kullanabildiği, işimizi pratik hale getiren bir platform olduğu için “iyi ki tanışmışız” dediğimiz bir deneyim oldu.